9 Nis 2010

HAŞR SURESİ


HAŞR SURESİ

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ

وَمَا آتَاكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانتَهُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

Haşr Suresi 7. ayetin sonu 

وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنفُسِهِمْ وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌ وَمَن يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Haşr Suresi 9. ayetin sonu 

     Bu ayeti kerimede, Cenab-ı Allah’u Teâlâ Muhammed-ül Resul’ün sözlerini, emirlerini ve mutabaatını (uyduklarını) emir ediyor. Buyuruyor ki: ‘Peygamber Muhammed (s.a.s) siz müminlere neyin yapmasını emrettiyse, ifa edeceksiniz. Sizlere her hangi bir şeyin fiili ve yahut kavli yasak ettiyse elbette ondan içtinap edeceksiniz (sakınacaksınız). Muttaki olunuz. Allah’tan korkunuz. Muhakkak bileseniz ki Allah’ın verdiği azap dehşet vericidir. Dayanması zordur. Hal böyle olunca sahabelerin ahlaklarıyla ahlaklanınız ki onların ahlakları şöyleydi ki müminlere karşı kin, nefret, buğz, tahkir etme kalplerinden beslemezlerdi. Kendiler muhtaç oldukları halde başka yoksul ve muhtaçları kendilerine tercih ederlerdi. Kendileri aç, diğer arkadaşları tok olmayı arz ederlerdi. İşte ihlâsın kazanma usullerinden birisi de budur. Ki şahıs Resullulah’ın sözlerini dinler ve ifade eder. Yasaklarından içtinap ederek (uzak durarak) sakınır ki muhalif olmasın. Diğer taraftan da halkı kendine tercih ederek ilken onlara, sonra kendine arz eder.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنظُرْ نَفْسٌ مَّا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

Haşr Suresi ayet 18

     Cenab-ı Allah’u Teâlâ bu ayeti kerimede insanlara bir uyarı şeklinde haber veriyor ki insanlar agâh (haberdar) olsunlar. Buyuruyor ki: ‘Ey ademzadeler! Allah’ın azabından korkunuz. Her nefis yevmi kıyamet için neyi hazırladığına nazari dikkat alsın. Bilsin ki, Cenab-ı Allah’u Teâlâ insanların bütün amellerinden bila şüphe haberdardır.

وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنسَاهُمْ أَنفُسَهُمْ أُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Haşr Suresi ayet 19

Ey müminler! O guruhi fasikine benzer olmayın ki onlar Allah’ın zikri ve ibadeti unuttular. Hâlbuki kendi nefislerini unutup zulüm ettiler. Ve dinden çıkıp, küfür üzere musir kalarak (ısrar ederek) azabı ilahiyeye dûçâr kaldılar. 

لَا يَسْتَوِي أَصْحَابُ النَّارِ وَأَصْحَابُ الْجَنَّةِ أَصْحَابُ الْجَنَّةِ هُمُ الْفَائِزُونَ

Haşr Suresi ayet 20 

لَوْ أَنزَلْنَا هَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًا مُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَ الْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Haşr Suresi ayet 21

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ

Haşr Suresi ayet 22 

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Haşr Suresi ayet 23 

هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

Haşr Suresi ayet 24

     Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ bu ayeti keriminde insanların ne kadar katiyul kalp (katı kalpli) olduğunu gösterip, izah ve beyan etmek ister. Dikkat etmek gerekir. Yani ruzi mahşerde şaki ile said, ehli nar ve ehli cennet bir değildirler. Elbette indi ilahiyede ehli cennetin makamları daha makbul ve yüksek tutuluyor. Ve dünyadaki ettikleri ameli salih vasıtasıyla kurtulmuş olurlar. Şayet bu Kuran-ı Mübin ile dağlara hitap etseydik, insanlara hitap eylediğimiz gibi; elbette bu dağlar measselabet (sertliğiyle) ilahi emirlerin korkusundan parçalanıp, dağılacaklarını görecektiniz. İşte Kuran’ın ne kadar büyük bir azamete ve büyük bir tesire sahip olduğunu anlayasınız diye biz bunları misal olarak zikir ettiğimizden tefsilatıyla beyan ettik ki, âdem zade insanlar Allah’ın ne kadar büyük bir kudreti kâmile sahip olduğunu anlasınlar. Muhakkak bilsinler ki, O İlah Vahidi mutlak’tır ki O’nun nazarında gıyp (gizli) ile aşikâr bir gibi bir şeydir. Yani gıyp denilen şey Allah’a nazaran yoktur. Her şeyi cehridir (açıktır). Rahmet sıfatına layıktır ki dünyada ilken asileri de, mutiîleri de rızklandırır. Rahimiyet sıfatıyla ahiret hengâmında asileri azab eder. Mutiîleri de mükâfatlandırır. O Yüce Mevla’dır ki cemiî mahlûkata sahiptir. Müteserrifi hakikidir. İcat ile âdem ona mahsustur. Nekaisten, (noksanlıklardan) havadisten münezzehtir. Ancak onun hakkaniyetinde ibadetle halk, selim kalabilir. Hafızı külli şeydir. Kadiri mutlaktır. Her şey O’nun malumudur. Kahhar sıfatına sahiptir. Her şeyi O’na karşı zelildir. Kibriya ancak ona müsellemdir (teslim olmuştur).Bütün sıfatı nakiseden ve müşriklerin isnadatlarından (isnatlarından) Müberra (arınmış) ve muallâ (yüce) ve münezzehtir. Evet, Fahri Razi’nin beyanatına göre bu ayeti kerimin sonunda tekbirden bahis edilmiştir. Dikkat ederseniz ki nas hakkında tekebbür (kibirlenme) sıfatı zemimelerdendir (beğenilmeyen kötü sıfatlardandır). Çünkü mütekebbir (kibirli) bir insan izharı kibir eder, halkın hakkında nakıs bir sıfattır. Zira insanlar için zillet (aşağılık,horluk) ile meskinet (miskinlik) sıfatı hamidyedendir. Ama Cenab-ı Allah’u Teâlâ’ya nazaran bütün sıfatı âliye, çeşitleriyle ‘sıfatı kibriya’ demektir.  İzhar eylediği zaman o sıfatla kullarını irşat eder. Ulvi azametini kullarına bildirip aflarına medar (vesile) olur. Bu ise Allah’u Teâlâ’ya nazaran medih (övme) sıfatıdır. Bundandır ki sübhanellahi amma yüşrikune buyurmuştur. İşte O Allah’u azümüşandır ki halıkı külli şeydir. Her şeyi âdemden (hiçlik ve yokluktan) icat etmiştir. Ve istediği doğrultusunda harikulade bir şekilde layıkıyla icat etmiştir. Zati ilahiyesine layık iradeyi ilahiyeye istinaden suretleri yaratmıştır. Evet, hazının nezerine göre Allah’u Teâlâ irade eylediği gibi ana rahminde iken, şekli ve sureti icad etmiştir. Nasıl layık görmüş ise aynen yaratmıştır. Evet, o isimler ki ulvi müsemmaya (isimlere) delalet ederler. Ve müsemmanın her şeye kadir olduğuna burhan olurlar ki Esmaül Hüsna diye tesmiye edilmişler (adlandırılmışlar). Ancak ve ancak Allah’u Teâlâ’ya mahsusturlar. Çünkü kâinatın halkı ve icadı âdemden var etmesi O Yüce Allah’u Teâlâ’ya mahsustur. Bi la reybe(kuşkusuz)
Haşr suresi seçkin ayetleriyle son buldu.

Bediûzzaman Said Nursi Talebelerinden Fakih Şükrü zâde
Muhammed Nuri ÇELİK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

sevinçler avize

Güneş Sistemi

Güneş Sistemi
Üstteki resimle bu resim arasındaki benzerliği farketmişsinizdir Güneş Sistemi de diğer sistemlerle birlikte bir merkez etrafında dönmektedir. Ancak biz henüz bunu keşfedemediğimizden bu sözün bilimsel bir dayanağı yoktur.

Cevşen