9 Nis 2010

AHZÂB SURESİ



بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ اتَّقِ اللَّهَ وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا

Ahzâb Suresi ayet 1

وَاتَّبِعْ مَا يُوحَى إِلَيْكَ مِن رَّبِّكَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

Ahzâb Suresi ayet 2

وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا

Ahzâb Suresi ayet 3

Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ (a.s) Efendimiz’e teşrif nidasıyla buyuruyor ki: ‘Kâfirlerin ile münafıkların davetine sakın cevap verme. Çünkü bu iki zümreyi insana zarardan başka bir şeyi sana tari (gelmez) olmaz, bilesin.’ Cenab-ı Allah’u Teâlâ ibadın işlemlerinden haberdar olur ve hem de hüküm sahibidir ve ikinci bir kez Cenab-ı Allah’u Teâlâ Efendimize her ne kadar hitap ediyorsa da, hem nidayı mübarek ve hem de hitabı muallâ bütün mümin ve Müslümanlaradır. Evet, buyuruyor ki:
‘Ey nebiyim Muhammed vahyin yoluyla sana gelen, emir ve hükmü ilahiyemize mutaabat ediniz (tabi olunuz). Allah’ın emrinde harice sakın çıkmayınız. Bileseniz ki Mevla’yı Mutaal işlediğinizden elbette haberdardır.’ Hal ve kârında Cenab-ı Allah’ın kudretine, gücüne ve sözüne inanarak mütevekkil olasın. Bilesin ki Cenab-ı Allah’u Teâlâ kulun, bütün emir ve iradelerine kâfidir. Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ takva ile emir etmenin gayesi; vallahul âlem bu olsa gerek. Takvanın idaması ve takva üzerine devam ile sebat göstermesi ve müşriklerin ile münafıkların söz ve harekelerine uyum göstermemesidir. Ve Cenab-ı Allah’ın ilmi muhitiyle, bütün insanların ettiklerinden haberdar olmasıdır. Cehri (aleni) olsun, gizli olsun, ilmi mühiti ilahiyeden hariç değildir. Diğer bir yanda; Cenab-ı Allah’ın emri olarak, Allah’u Teâlâ’dan gelen namei ilahiyeye mutaabat göstererek, uyum sağlayıp, sözüyle, fiiliyle, muamelesiyle, ahlakıyla ve sureten olsun, manen olsun, Kuran-ı Mübin’e tabiî olacaktır. Her ne işlem işlenecekse; Allah’a mütevekkilen işlenmesi şarttır. Hâşâ ki Allah’ın gayrisine itimat edilirse, şeytani bir ihtimat olur. O vakit; Cenab-ı Allah’u Teâlâ öylesini şeytan ile nefsine bırakacaktır. Başına da gelen gelir. Bunu unutmamak gerekir ki, Cenab-ı Allah’u Teâlâ bizatihi söz vermiştir.
Ve tevekkel alellahi ve kefa billahi vekila
Allah’a mütevekkil ol bileseniz ki vikalette herkese kâfidir. Diğer bir ayette; eleysallahu bi kafın âbdehu buyurmuştur. Yani zannediyor musunuz ki; Cenab-ı Allah kuluna kâfi değildir? Böylesi bir senet insanın elindeyken neye hacet? 

إِنَّ الْمُسْلِمِينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِتِينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِقِينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِرِينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِعِينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّقِينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّائِمِينَ وَالصَّائِمَاتِ وَالْحَافِظِينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِرِينَ اللَّهَ كَثِيرًا وَالذَّاكِرَاتِ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

Ahzâb Suresi ayet 35

Eşit ayetlerden mühim olanlardan birisi de budur.
Evet, burada Cenab-ı Allah’u Teâlâ evamiri ilahiyeye mütemesik olanlardan (sımsıkı yapışanlardan) bahsediyor. Ve İslam’ın ahlakıyla ahlaklananlardan haber veriyor. Müsavi bir şekilde, yani eşit olarak kadın, erkek biri birinden ayrıt etmeden, konuya mühim olarak devam ediyor. Ve buyuruyor ki:  ‘Allah’ın evamirlerini ifa edip, Allah’ın sözlerine inanıp, imanla beraber teslim olanlar! Allah’a ibadet edip taat edenler, müdavim olarak niyetlerinden ve amellerinden, sözlerinden ve bütün icraatlarından sabit ve sadık olanlar, devamı ibadette ve teskini şehavette hâkim olup sabredenler, Allah için fukaraya tasadduk eyleyenler ve ihtisaben rizaen livechillahi oruç tutanlar, gerçek olarak Allah’tan korkanlar, furuclarını ve sair azalarını tamamen zinadan ve zinayı gerektirenlerden muhafaza ederler. Ve çokça Allah’u Teâlâ’yı zikir edip, ibadetiyle ve zikriyle meşgul olanlar için vaâdi sübhaniyesi olarak indi ilahiyede mağfiret ile ecri kesir vardır. Evet, indi ilahiyede bu sıfatı celileyeyi merdiyeye mutessif olanlar, olan bu guruhi muttakine ahlaki hasenelerine karşı ve dünyada iken ettikleri ameli salihlerine karşı Cenab-ı Allah’u Teâlâ cennet ile beraber günahlarını bağışlamak vaadinde bulunup, tebşiri ilahiyesini Lütfi ilahiyesiyle ihsan edeceğine söz vermiştir. Mühim olan bu dur ki, burada Cenab-ı Allah’u Teâlâ erkek ile kadınlar beraber aynı ayette zikir ederek müsavatı (eşitliği) ilan etmiştir. Yani Allah’ın isteği üzere, her kim olursa olsun, Allah’u Teâlâ’ya hakkıyla kulluk görevini bi tamamiha ifa ederse, Cenab-ı Allah’u Teâlâ merdiye (razı), mutmaine (tatmin), safiye (saf), mülhime,  hafiye bir nefis ile beraber mulakı (kavuşmuş) olacağından şüphesi olmasın. Böylesi bir halde mülakatı elde edip, kesbi istihkak eden bir kimse herhangi bir meşikatten ve azaptan korkması mümkün değildir. Zira hem Resul’ün şefaatine nail ve hem de Allah’ın rızasına layık bir kimse olmuştur demektir. 

وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ وَلَا مُؤْمِنَةٍ إِذَا قَضَى اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَمْرًا أَن يَكُونَ لَهُمُ الْخِيَرَةُ مِنْ أَمْرِهِمْ وَمَن يَعْصِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالًا مُّبِينًا

Ahzâb Suresi ayet 36


Evet, erkek kadın fark etmeksizin, Allah ile Resul’ünün emirlerine karşı istinkâf (katılmama) hakları yoktur. İradelerinde muhayyer değildirler. Velâkin herhangi birisi, itiraz ederse, isyan etmiş olduğundan, aşikâra delalete girmiş olur. Yani Allah ve Allah’ın Resul’ü Muhammed’in hüküm ettiklerine kabul eylememek, kendilerin re’iyle (görüşleriyle) baş başa kalmak izni yoktur. Allah’ın hükmü ve Resul’ün hükmü ne olursa olsun, kabullenmenin mecburiyeti vardır. Nitekim kabul etmeyen kimseler ise küfür üzere kalmışlardır. Zamanın nemruz (nemrut) ve ferainleri (firavunları) gibi, üslubu Kuran’ı kıyamete kadar ber devamdır. Savi ile ibni kesirin sözlerine göre, Allah’ın ismi zikirden murad; tazim içindir. Fakat, Resul’ün hükmü Allah’ın hükmü demektir. Zira Allah’ın emri böyledir. Mistaki; fe ma eta kumu resulu fe huzuhu ve ma ne hakum anhu fen tehu kavli şerifidir. Diğeri; men etae resule fekad etaellahe ile sabit olmuştur. Ayetlerin manası şu: Resulullah’ın size getirdiği, Kuran ayetlerinden yapın dediğini yapacaksınız. Sizlere yasak getirdiği ise; sakınacaksınız. Bileseniz ki, Resul’ün itaati Allah’a itaat eylemek demektir. Hal böyleyken muhalefet göstermenin bir faydası kimseye yok olduğunu herkesin mağlumidir. Encami kelam, inkiyat (bağlanma) ve itaat lazımdır.


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا

Ahzâb Suresi ayet 41

وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا

Ahzâb Suresi ayet 42

هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا

Ahzâb Suresi ayet 43


Evet, ey âdem zade insanlar!
Sizler Allah’ınızı çokça tehlil (tevhid), tahmit (hamd), temcid (Allahın büyüklüğünü tazim) ve takdis (mukaddes) ile zikir ediniz. Hem de sabah ve akşam vakitlerinde müdavim olarak, Cenab-ı Allah’ın bu iki vaktin tahsisinden gaye; nizuli melaikelerin zamanı olduğundan hem kabulü duaya mehal kılınmıştır. Ve hem de diğer vakitlere göre daha makbul ve mübarektir. Nasıl ki Yakup da (a.s) çocuklarının tahsiratları affu edebilmek için, seesteğfiru rabbeküm buyurduğundan gaye gelecek, fecri sadığı kastetmiştir. İşte O Yüce Mevla’dır ki sizlerin halas ve kurtuluşunuzu irade eder. Melaikelerine de aynen emir buyurmuştur ki: ‘Ameli salihinize göre, sizler için müstağfir olarak, rahmeti ilahiyeye iltica etsinler. Duada bulunsunlar.’ Cenab-ı Allah da, rahmet sıfatıyla sizlere nazar edip, sizleri küfür karanlığından çıkarıp Nuri imana ithal etsin. Zira Allah’u Teâlâ mümin kullarına rahimdir. Rahmet sıfatıyla, günahlarını bağışlayıcıdır. Tövbelerini kabul edicidir. 

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا

Ahzâb Suresi ayet 21

Evet, Cenab-ı Allah’ın hitabı muallâsı, bütün müminleredir. Çünkü bütün ahlakı hasena Muhammed-ül Resul (s.a.s) Efendimiz de mevcuttur. Cenab-ı Allah’u Teâlâ bi zatihi ispat ederek ve inneke le ala hulkin aziymin buyurmuştur. Feli za (a.s) Efendimiz kendi zamanındaki insanlara ve ma bâ’dehu ila yevmul kıyame numunei imtisaldır. Ve bütün insanlara muktedabihidir (kendisine uyulan). Evet, onun ihlâsına, cihadına, hilmine, adaletine, şefkat ve merhametine meşikatlerde tahammül ve sabrına ve bütün sözlerinde ve fiilinde ve icraatlarında hal ve etvarında (tavırlarında) nazari ibretle bakarak, numune olarak, iktida edip (uyup) izinde bulunup, yolunda giderek onun o ahlakı muallâsıyla ahlaklanmak herkes için şartı elzemdir. Eğer bir kimseler, Allah’ın rızasını elde etmeye, cennet makamlarıyla, cennet nimetlerine kesbi istihkak etmeye, düşünüyorsa Allah’ın azabından da korkusu varsa, bu Resul’ü müctebanın (seçilmiş,kıymetli) ahlakını izini yolunda gitmeyi, Allah’ın zikriyle beraber bırakmayacaktır.


يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِنَّا أَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذِيرًا

Ahzâb Suresi ayet 45

وَدَاعِيًا إِلَى اللَّهِ بِإِذْنِهِ وَسِرَاجًا مُّنِيرًا

Ahzâb Suresi ayet 46

وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ بِأَنَّ لَهُم مِّنَ اللَّهِ فَضْلًا كَبِيرًا

 Ahzâb Suresi ayet 47

وَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَالْمُنَافِقِينَ وَدَعْ أَذَاهُمْ وَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ وَكَفَى بِاللَّهِ وَكِيلًا

Ahzâb Suresi ayet 48

Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ, peygamber Efendimizi hangi sıfatlarla göndermiş olduğunu haber vermektedir ve buyuruyor ki:

Ey nebiyim Muhammed (s.a.s)!
         Biz azimüşan seni ümmetine şahit olarak gönderdik. Bilesin ki, rûzi mahşerde senden sorulacaktır? Tebliği risalet ettin mi? Ve müjdeci gönderdik ki müminlere ameli salihi işlemek şartıyla, cennetle tebşir edesin (müjdeleyesin)  Ve diğer yanda, kâfiri, narı cehennemle korkutacaksın ki, mütemerridane (direnircesine) küfürde bulunanları ve isyan edip tövbesiz gidenleri için, azabı elim var olduğunu bildiresin. Bütün insanları, Allah’a ibadet etmeye davet edesin. Cenab-ı Allah’ın izni ve fermanıyla ve biz seni aydınlatıcı, ışık verici, doğru yolu gösterici olarak gönderdik. Müminlere de ki; bu muameleler, Cenab-ı Allah’tan sizler için büyük bir fazilettir. Bu faziletin şükrünü ifa etmek lazımdır. Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ tekrar buyuruyor ki:

Ey nebiyim Muhammed (s.a.s)!
Kâfirlerin dini duygularından, senden suhulet (kolaylık) ile mülayimet (yumuşaklık) talep ettiklerinde sakın, onlara reddi cevapta bulun. İtaat eyleme. Sana vahiy edilmiş olan, Kur’an-ı Kerim’e mutaabat eyle ve Kur’an’dan ayrılma. Münafıkları dinleme! Onlar mebtunul küfürdürler. Her ne kadar onlar sana karşı izharı İslamiyet ediyorlarsa da, kalpleri, ruhları küfriyatla doludur. Onların hileleriyle baş edemezsin. Sana karşı yaptıkları eza ve cefaya sabır eyle. Onları terge. Yüce Allah’ına mütevekkil ol. Bilesin ki, vekil olarak şanı Yüce Allah’u Teâlâ her halükarda sana kâfidir. 

إِنَّ الَّذِينَ يُؤْذُونَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فِي الدُّنْيَا وَالْآخِرَةِ وَأَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُّهِينًا

 Ahzâb Suresi ayet 57

Evet, Allah’a eziyet, Allah’a isnadı veled ve isnadı zevciyet eylemekle olur. Hâşâ ki, Cenab-ı vahidil ehadin, veledi ile sahibeti olsun. Ve isnadı, sufati gayri laika yaparlar. Bu müşriklerin suizanlarıdır. (A.s) Efendimize eziyet ise; risaletini ve tebliğini kabullenmemek gibi, çokça iftira bühtandan bulunmakla beraber halkı da ona karşı kışkırtmak demektir. Bunlar için hem lanet var, indi ilahiye de hem de ahirette azabı elim vardır. Ne büyük hacelet! (utançlık)

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

Ahzâb Suresi ayet 59

Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ, bu ayeti keriminde kadınların nasıl çarşafa bürünmelerini tarif ediyor ve buyuruyor ki: Ey nebiyim Muhammed (s.a.v)! Hanımlarına ve kızlarına ve mümin olan kadınlara haber ver ki, geniş çarşafa bürünsünler. Yüzlerini başın örtüsüyle örtsünler. Ta ki, yüzleri görünmesin. Çünkü göründüğü zaman, münafıklar ve kalbi bozuk olanlar, o iffetli kadınları rahatsız ederler. Muhammed bini Siri’nin rivayetine göre: Ve öyle vasi (geniş) bir çarşaf giyerler, ki baştan ayağa kadar sol gözünün üzerinde bir açıklık bırakılacak ki, yolunu takip edebilsin. Bunun haricinde, herhangi bir ziynetleri görünmeyecektir. Ta ki, kötü ahlaklı ve fesat çıkaranlar tesirsiz kalsın. Ve peşlerine düşüp, o namuslu ve iffetli kadınları tedirgin etmesinler ve muttaki hanımlar guruhi münafıkların rezaletlerinden ve sui niyetlerinden kurtulsunlar. İşte çarşafın ve bürünmenin faydası budur ki; fitneyi ortadan kaldırır. Aradaki şeytani fikirleri yok eder. Bu konu bi tamamiha seffevatü tefasirde vadihan beyan edilmiştir. Nazar edilsin.

Kul ya Muhammed li sevcatike ettahirati ümmehatil müminin ve benatike el fezilati ve el kerimati ve sairi nisail müminine kul lehünne yel binse el cilbabel vasiil. Ellezi yesturu mehasinu hünne ve zinetu hünne ve yedfeu anhunne el sinetüs sui ve yumeyizuhunne an sıfati nisail cahiliyeti. Raveteberi an ibni Abbas (r.a) ennehu kale fi hazihil ayeti emerallahu nisael mumine iza harecne min buyutihinne fi hacetin en yehtiyenne vucuhehunne min fevki ruusihinne bil celabibi ve yubdine aynen vahideten ve rava ibni kesir an Muhammed bini sirin kale seeltu ubeydetes selmani. En kavlilillahi aze ve celle yubdine aleyhinne min celabi bi hinne fe gata vechehu ve resehu ve ebreze aynehül yüsra zalike edna en yu’refne fela yü’zeyne ey zalike et tesetru akrehu bi en yu’refne bil iffeti vettesettüri ve siyaneti fela yetmeu fihinne ehlu sui vel fesadi haza ennesu an ibni Abbas (r.a) serihüm fi vucubi setril vechi ve rivayetü ibni kesir. An Muhammed bini siriyn. Ve gayri hima minel rivayatis sehihati vesserihati bi vucubi sitril mereti el veche fe eyne ekvalu selafussalihi ve eimmeti ulemai tefsiri el ecillai min akvali ed iyail ilmi fi haza asri vez zamani ellezine yubihune lil mereti en tekşife vecheha emamel ecanibi vel zur ekvalil müfessirine fi kitabina reva iül beyan ibni kesir ileh Sefvetüt-Tefasir cilt 2 sayfa 537
Evet, geçen Arapça tefsiri şunu gösterir ki; ehli fesadın, dili dedikodudan kapatmak için, fitne, fesat ve fücurun pencereleri tamamen kapatabilmek için,  temiz kadınların iffetlerini muhafaza edebilmek için, insanların arasındaki suizannı kaldırmak için, zinayı gerektiren söz ve fiilleri aradan kaldırmak için, mümin olan kadınlara ve Kuran-ı kabul eden mümin ve Müslümanların kadınlarına Allah’u Teâlâ tarafından Muhammed-ül Resul’e (s.a.s) emri ilahi budur ki; ihtiyaçlarını görmek için evin haricine çıkacağı vakit geniş örtü ile baştan aşağıya doğru yüzünü ve boynunu tamamen kapatacaktır. Ki ecanibin (yabancıların) bakışından mesun kalsın. Tiredil (fena kalpli, kötü niyetli) olanlar fesat çıkarmak nazarıyla bakmasınlar. Ancak İbeydetül Selmani’nin beyanatına göre; sol gözün görebilecek kadar bir yer açık olur ki, gideceği yerin yolunu seçsin. Bir insanın bedeni, bir bütün olduğu için ayaktan başa kadar örtünmekle tesettür emri mümin ve Müslüman kadınlara kesin bir surette, vahiy yoluyla (a.s) Muhammed peygamber Efendimiz vasıtasıyla tebliğ edilmiştir. 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا

Ahzâb Suresi ayet 70

يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَن يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا

Ahzâb Suresi ayet 71

Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ, müminlere ahlakı hamidyeyi tebliğ ediyor ve buyuruyor ki: Ey iman edenler zümreyi müttakin, Allah’tan korkunuz. Bütün ekval (söz) ve efalınızdan (işlerinizden) şuûnat-i ilahiyeyi (ilahi emirleri) tefekkür ediniz ki, bileseniz. Cenab-ı Allah’u Teâlâ sizleri görücüdür. Sözlerinizi işiticidir. Bütün esrarınızdan haberdardır; Allah’ın rızasını talep ederek, doğruyu söyleyiniz. Sözünüzde Hakkı’yı elde bırakmayınız, batıla meyil etmeyiniz ki, Cenab-ı Allah da sizleri ameli salihin işlemine muvaffak kılsın ve işlediğiniz ameli salihinizi kabul buyurup günahlarınızı da bağışlasın. Bileseniz ki, her kim Allah’a ve Allah’ın Resul’üne itaat ederse büyük bir ihlâsla kurtulmuş olur.

 
إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ فَأَبَيْنَ أَن يَحْمِلْنَهَا وَأَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْإِنسَانُ إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا

Ahzâb Suresi ayet 72

Evet, buyuruyor ki:
         Biz azimüşan kudret sahibi olan Allah’u Teâlâ, feraizi şeriyeyi meatekalif (teklif ederek) semavata yere ve sabit olan dağlara, tahammül hakkında haber verdiğinde bu ağır emri ilahiyeyi, ifa etmesinden korkarak kuvvetleri yetmeyeceğini Allah’a bildirdiler. Ne çare ki; bu ağır olan emri azimi zayıf olan âdem zade insanlar kabul ettiler, hâlbuki insanlar bu tekâlifi ilahiyeyi. Kabulünde cahildi bilmiyordu ki bu ifayı evamiri ilahiyeye tekati beşer yetmeyecektir. İfayı evamirden geri kaldığından nefsine zülüm etmiş olur. Zira sözünde durmayan kimse, nefsini bil ihtiyar azaba ithal etmiş olur. Evet, bir de geriye dönüş olarak bakarsak, innehu kane zelumen cehula kavlu şerifinin hükmü altında insanlar yaşıyor. Çünkü herhangi bir emre göz atarsak, hakkını ifa etmemiş oluruz. Zira namazı Allah’ın buyurduğu gibi kılamıyoruz. Orucu tutamıyoruz. Haccı ifa edemiyoruz. Zekâtı, fitreyi veremiyoruz. Ailevi hukuku tanımıyoruz. Akrabalığın bağlılığı nedir, hukuku nedir? Ne olduğundan göz yumarak ifa etmiyoruz. Müminler arasında muahatın (kardeşliğin) ne olduğunu haberdar bile değiliz. Bi netice hukuku ilahi ile vel insandan, birun kalmışız. Diğer yanda, ilahi yasaklardan içtinap (sakınma) eylemek şöyle dursun, ne kadar memnuat varsa hemen hemen bütünüyle yapması bizler için adet haline gelmiştir. Hal böyleyken, nerede kaldı kavlü sedid ve ameli salih. Hey hat!

 
لِيُعَذِّبَ اللَّهُ الْمُنَافِقِينَ وَالْمُنَافِقَاتِ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُشْرِكَاتِ وَيَتُوبَ اللَّهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

Ahzâb Suresi ayet 73

Evet, ibni kesire göre, burada bir soru işareti mevcuttur. O da şu olsa gerek. Acaba bu emanetin o kadar ağır bilinmekte, yer ile gök ve cibali rasiyat (büyük dağlar) kuvvetleriyle beraber neden kabul etmeyip istinkâf ederek (çekimser kalarak) itiraz ettiler de, insan akıl, kalp ve feraset sahibi olduğu halde neden kabul eyledi? Evet, sebebi olsa gerek: Cenab-ı Allah’u Teâlâ halk eylediği bütün mahlûklarını, yani insan olsun, cini olsun, melek olsun ve sair mahlûklar olsun bir imtihanda geçirmek arzusu ve teşebbüsü vardı ki tekâlifi ilahiyeyi kabul eden mümin ve Müslüman olanları affedip cennet makamına layık etsin. Müşrik, kâfir ve münafıkları da dûçâri azap kılsın. Cehenneme müstahak ederek, ettiklerinin cezasını çeksinler. Ve müminlerin eyledikleri tövbeyi, kabul buyurup onlara cennet makamı verilsin. Ve Cenab-ı Allah’ın mühim olan bu iki sıfatı azimenin hükmü, aşikâra çıksın ki tövbe edenler için Cenab-ı Allah’u Teâlâ gafur ve rahimdir.

Ahzab süresi seçkin ayetleriyle burada son bulmuştur.

Bediûzzaman Said Nursi Talebelerinden Fakih Şükrü zâde
Muhammed Nuri ÇELİK







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

E=mc2 ?

Güneş Sistemi

Güneş Sistemi
Üstteki resimle bu resim arasındaki benzerliği farketmişsinizdir Güneş Sistemi de diğer sistemlerle birlikte bir merkez etrafında dönmektedir. Ancak biz henüz bunu keşfedemediğimizden bu sözün bilimsel bir dayanağı yoktur.

Cevşen