9 Nis 2010

NAHL SURESİ


NAHL SURESİ


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

هُوَ الَّذِي أَنزَلَ مِنَ السَّمَاء مَاء لَّكُم مِّنْهُ شَرَابٌ وَمِنْهُ شَجَرٌ فِيهِ تُسِيمُونَ

Nahl Suresi ayet 10

O Yüce Mevla’dır ki göklerden ma’i mukatter inzal etmiştir. O sudan içiyorsunuz, ağaçları bitirip meyvelerinden faydalanıyorsunuz ve bitkilerinden gıdalanıyorsunuz.

يُنبِتُ لَكُم بِهِ الزَّرْعَ وَالزَّيْتُونَ وَالنَّخِيلَ وَالأَعْنَابَ وَمِن كُلِّ الثَّمَرَاتِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Nahl Suresi ayet 11

وَسَخَّرَ لَكُمُ اللَّيْلَ وَالْنَّهَارَ وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالْنُّجُومُ مُسَخَّرَاتٌ بِأَمْرِهِ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

Nahl Suresi ayet 12

وَمَا ذَرَأَ لَكُمْ فِي الأَرْضِ مُخْتَلِفًا أَلْوَانُهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لآيَةً لِّقَوْمٍ يَذَّكَّرُونَ

Nahl Suresi ayet 13

وَهُوَ الَّذِي سَخَّرَ الْبَحْرَ لِتَأْكُلُواْ مِنْهُ لَحْمًا طَرِيًّا وَتَسْتَخْرِجُواْ مِنْهُ حِلْيَةً تَلْبَسُونَهَا وَتَرَى الْفُلْكَ مَوَاخِرَ فِيهِ وَلِتَبْتَغُواْ مِن فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Nahl Suresi ayet 14

O ma’i mukatter vasıtasıyla isimleri geçen gıda maddeleri çıkarıp teslim eder ki, tefekkür edip bilesiniz ki bunların Halık’ı vardır. Ve gece ile gündüz ve şems ile kamer nucum (yıldızlar) ve kevakipleri (yıldızları)  musahhar kılmıştır ki aklınıza gelip anlayasınız. Yeryüzünde ne ki varsa muhtelifurenk vettu’um (azık) olarak elinize vermiştir ki Allah’ın varlığını hatırlayasınız. Denizi içindekileriyle beraber emrinize vermiştir ki anlayasınız. Maişetinizi temin etmek için gemileri elinize vermiştir ki Allah’ın bütün bu nimetlerine karşı şükür edesiniz.

وَأَلْقَى فِي الأَرْضِ رَوَاسِيَ أَن تَمِيدَ بِكُمْ وَأَنْهَارًا وَسُبُلاً لَّعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

Nahl Suresi ayet 15

وَعَلامَاتٍ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ

Nahl Suresi ayet 16

أَفَمَن يَخْلُقُ كَمَن لاَّ يَخْلُقُ أَفَلا تَذَكَّرُونَ

Nahl Suresi ayet 17

وَإِن تَعُدُّواْ نِعْمَةَ اللّهِ لاَ تُحْصُوهَا إِنَّ اللّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

Nahl Suresi ayet 18

وَاللّهُ يَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ

Nahl Suresi ayet 19

Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ yerin içinde dağları yaratıp sabit kıldığı sebebine gelince yer hareke etmesin içindir. Suları akıtıp yolları açmıştır ki kolaylıkla maksadınıza erişeniz. Bazı alametler yaratmıştır ki dağlar gibi ki gündüz yollarınızı seçip her tarafa gidebilesiniz. Yıldızları yaratıp ki sayelerinde gece hem kıblenizi ve hem de yollarınızı arayıp göresiniz. Maksadınıza suhuletle (kolaylıkla) kavuşasınız demektir. Acaba her şeyi yaratan Cenab-ı Allah’u Teâlâ gibi ve hiçbir şey yaratamayan güçsüz ve kuvvetsiz aciz kalan ruhsuz (senemler gibi) bir olur mu? Bunu hiç teakul (akıl) etmez misiniz ki imana gelesiniz? Cenab-ı Allah’ın sizlere verdiği nimetleri saymakla bilinmez, o kadar çoktur ki ancak Allah’u Teâlâ bilir. Muhakkak bileseniz ki Cenab-ı Allah’u Teâlâ Rahmeti Amime sahip olduğundan günahları bağışlayıcıdır ve gizli tuttuğunuzla, aşikârınızı bilicidir. Hesabı soracaktır.

إِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ فَالَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِالآخِرَةِ قُلُوبُهُم مُّنكِرَةٌ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ

Nahl Suresi ayet 22

لاَ جَرَمَ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعْلِنُونَ إِنَّهُ لاَ يُحِبُّ الْمُسْتَكْبِرِينَ

Nahl Suresi ayet 23

فَادْخُلُواْ أَبْوَابَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا فَلَبِئْسَ مَثْوَى الْمُتَكَبِّرِينَ

Nahl Suresi ayet 29

Bilesiniz ki, ibadetinize layık mabud, ilahi vahittir. Ahirete inanmayan, vahdeti ilahiyeyi münkir olan (inkar eden) Nedr bin-i Hırs gibi, imandan çıkıp küfür üzere devam eden, mütekebbir şahıs bilsin ki, Cenab-ı Allah’u Teâlâ sureti kat’iyede bila şüphe gizli ve aşikârını bilir. Ve onları sevmedikleri gibi elbette cehennem ateşiyle ikab edecektir. Emir buyurup cehenneme ithal ediniz. Ne kötüdür, mütekebbirlerin cehennemdeki makamları el iyazu billahi Teâlâ 

فَأَصَابَهُمْ سَيِّئَاتُ مَا عَمِلُواْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُواْ بِهِ يَسْتَهْزِؤُونَ

Nahl Suresi ayet 34


İşte dünyadaki işledikleri kötü amellerinin ve istihza (alay) ettiklerinin cezasıdır ki, bugün onları bulmuştur. 

وَلَقَدْ بَعَثْنَا فِي كُلِّ أُمَّةٍ رَّسُولاً أَنِ اعْبُدُواْ اللّهَ وَاجْتَنِبُواْ الطَّاغُوتَ

Nahl Suresi ayet 36’nın evveli

Hâlbuki biz bütün ümmetlere peygamber, yani elçi gönderdik ve dedirttik,
Ey insanlar! Yalnız ve yalnız Allah’a ibadet ediniz, Sizleri delalete çağıran, vasfı ve şekli ne olursa olsun onlardan uzaklaşınız.

فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

Nahl Suresi ayet 43 sonu 

بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَأَنزَلْنَا إِلَيْكَ الذِّكْرَ لِتُبَيِّنَ لِلنَّاسِ مَا نُزِّلَ إِلَيْهِمْ وَلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Nahl Suresi ayet 44

Ey ehli Tevrat vel incili, şayet sizler ilahi emir ve nehiyleri (yasakları) bilmezseniz, bilen ulemalardan sorunuz Ey nebiyim Muhammed, Biz Azimüşan Allah’u Teâlâ, Cibrili Kur’an-ı Kerim’le beraber sana gönderdik. likey tübeyyine lehüm mafil ayati vel kur’ani hatta yeqihim
Ta ki sana nazil olmuş olan Kur’an’daki emir ve nehyileri beyan edesin ki, onlara gelen Kuran-ı Kerim’deki emir nehiyleri bilsinler. Emri ifa edip nehiylerden içtinap etsinler (sakınsınlar).

وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِم مَّا تَرَكَ عَلَيْهَا مِن دَآبَّةٍ وَلَكِن يُؤَخِّرُهُمْ إلَى أَجَلٍ مُّسَمًّى فَإِذَا جَاء أَجَلُهُمْ لاَ يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلاَ يَسْتَقْدِمُونَ

Nahl Suresi ayet 61



Evet, eğer Cenab-ı Allah’u Teâlâ, insanları isyan ve şirklerinden dolayı muaheze etseydi, yerin üzerinde cin ve inslerden hiçbir varlık kalmazdı. Velâkin her bir varlık için bir zamani muayen vardır. O mukadder zamanları geldikten sonra bir saat te’hiri mümkün olmadığı gibi, takdimi de mümkün olması muhaldir (imkansızdır).

وَلِلّهِ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ وَمَا أَمْرُ السَّاعَةِ إِلاَّ كَلَمْحِ الْبَصَرِ أَوْ هُوَ أَقْرَبُ إِنَّ اللّهَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

Nahl Suresi ayet 77

وَاللّهُ أَخْرَجَكُم مِّن بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ لاَ تَعْلَمُونَ شَيْئًا وَجَعَلَ لَكُمُ الْسَّمْعَ وَالأَبْصَارَ وَالأَفْئِدَةَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Nahl Suresi ayet 78

Evet, yerde ve gökde, muğib olanları ancak Allah’u Teâlâ bilir. Veyahut yerde ve gökde gizli olan kıyamet kopma zamanını ancak Allah’u Teâlâ bilir. Belki göz kırpmakdan da daha yakındır. Muhakkak bilesiniz ki, Cenab-ı Allah’u Teâlânın kudreti, her şeyin vücuduna kâfidir. Binaen ber’in, Cenab-ı Allah’u Teâlâ Hazretleri sizleri ana rahminden çıkarıp, öyle bir halde ki, mün’iminizi (nimetinizi) bilmezsiniz. Sizleri nasıl tavırdan tavıra nakil ettiğinden bile haberdar olmazsınız. Bil-ahire  sizin bu laşey (değersiz) halinizden sizleri ele alıp hakkı batıldan ayırt edebileniz için kulak verir ve vermiştir ki, hak sedası anlayasınız, göz vermiştir ki hakkı görüp ihtilafa düşmeyesiniz, kalbi verip ki tecelyegahi ilahi kabul edesiniz ki masuvalardan hali tutunup meyli masuvadan kesebilesiniz ki, fasidi islahı biri birinden fark ederek muteşekkirane Allah’ın yolunda ayrılmayasınız, halis olasınız. 

الَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّواْ عَن سَبِيلِ اللّهِ زِدْنَاهُمْ عَذَابًا فَوْقَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُواْ يُفْسِدُونَ

Nahl Suresi ayet 88


     Evet, Cenab-ı Allah’u Teâlâ müşriklerin azabı, muzaıf (kat kat) olarak bu ayette bildiriyor. Ve buyuruyor ki, azabın birisi küfür ettikleri içindir. Diğer bir azap ise, ibadi hak mutabaasından alı koymak içindir. İşte bu şekilde aleti fesat oldukları için, azapları te’zif yani kat kat olur.

إِنَّ اللّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالإِحْسَانِ وَإِيتَاء ذِي الْقُرْبَى وَيَنْهَى عَنِ الْفَحْشَاء وَالْمُنكَرِ وَالْبَغْيِ يَعِظُكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

Nahl Suresi ayet 90

Muhakkak bilesiniz ki, Cenab-ı Allah’u Teâlâ adaletle emr ediyor. Adalet bu oluyor ki, insanın gizli ve aşikârı, Allah için muhlisen amil ola. İhsan oluyor ki, insanın esrarı aşikârından daha iyi ola. Veyahut ihsan bu oluyor ki sen nerede olursan ol Allah’ın seni görür olduğunu bilesin. Her ne kadar sen onu görmez isen de. Ama o seni elbette, şüphesiz görür. Sakın suizan etme. Bir de sile-i rahimle emir eder. Nasıl diğer bir ayette şöyle buyurmuştur. Ve atizel kurba hakkahu vel miskine ve ibne sebili ve la tübezir tebziren Yani; yakınlarının hukukunu ifa eyle, yoksunlara yardım eli uzat, yolda kalmışlara yardımcı ol, gayri meşru yerlerde malını sarfetme. Ve Cenab-ı Allah’u Teâlâ fuhşiyattan gaye, muharamattır ki, işlemi zahiren olur. Münkiratten gaye ise zahiren yapılan haramlardır. Nasıl ki Cenab-ı Allah’u Teâlâ diğer bir mevzuda şöyle buyuruyor. ‘Kul innema harrama rabbiyel fevahişe mazehere minha ve ma betene’ yani Cenab-ı Allah’u Teâlâ, her çeşit günahlardan kullarını men etmiştir. Aşikârından da gizlisinden de. Beği ise insanlara karşı düşmanlık etmek. Bundandır Peygamberimiz (s.a.s) buyuruyor ki: ‘mamin zembin ecderu en yuacellahu ukubetehu fiddünya mea ma yudehiru lisahibihi fil ahireti minel bagyi ve katiyatil rahmi’  El hadis
 Yani zulmün cezası dünyada iken Allah’u Teâlâ almaya başlar, taa kıyamete kadar devam eder. Kalanı da orada alır. Ve bileseniz ki, Cenab-ı Allah’u Teâlâ sizleri hayratları işlemeye davet ederek emir ediyor. Ve kötülükleriyle yasaklardan sizleri sakındırıyor. Cenab-ı Allah’u Teâlâ Hazretleri Azze ve Celle sizler için zikri geçen beyanatlarda bulunmanın sebebi ise, kendinizi azabı cehennemden muhafaza edesiniz diye haber vermiştir.


إِنَّمَا عِندَ اللّهِ هُوَ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

Nahl Suresi ayet 95’in sonu

مَا عِندَكُمْ يَنفَدُ وَمَا عِندَ اللّهِ بَاقٍ وَلَنَجْزِيَنَّ الَّذِينَ صَبَرُواْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Nahl Suresi ayet 96

Evet, yaptığınız iyiliklerin hasenat ve sevapları ki, indi ilahide sizler için mahfuz kalacaktır. Şayet bilesiniz, en iyisi budur. Çünkü dünyada iken senin elinde bulunan mal ve mülk fenaya girip kalmayacaktır. Ama Allah’ın rızasına muvaffak bir şekilde, işlediğin iyiliklerin ve hasenatların, mevcut olan sevapları indi ilahide mahfuz kalıp, karşılığı cennet ile cennetin makamları verilip, baki ve daimi kalacaklardır. Buna şüphe edilmez. Çünkü Va’di Sübhaniye’si böyle iktiza eder (gerektir). Sebebine gelince, Cenab-ı Allah’ın verdiği sözün muhalefeti olmadığı, belki hakikat olduğu içindir ki, eseri ve gerçekliği ahrette çıkacaktır. Ve hem de dünyada iken ibadetin verdiği meşakkatlerine gösterdikleri metanet (dayanma gücü) ve sabırlarına bedel daha makbul ve ecri muamele gereği içindir.

مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Nahl Suresi ayet 97

İşte bu ayet Cenab-ı Allah’tan kadın ve erkek olan gerçek Müslümanlara bir va’di sübhaniyesidir ki, ameli salihi işleyen müminlerdir. Ameli Salih ise Allah’ın kelamına ve sünneti Resulullah’a muvaffak olan ameldir. Hayati teyyibe ise, dünyada iken hoşnutlukla geçinip ahrette ise, mükâfatın iyisiyle mükâfatlandırmaktır. Burada erkek ile kadın ameli salihin mükâfatında eşit haklara sahiptirler. Bila meşahatin (çekişmeksizin, kavga etmeksizin), yani bila şüphe (şüphesiz) vela münazea (ağız kavgası yapmaksızın) demektir.

إِنَّ الَّذِينَ لاَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِ اللّهِ لاَ يَهْدِيهِمُ اللّهُ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
  
Nahl Suresi Ayet 104

Evet, iman etmeyenler için, hidayet olmadığı gibi belki ahrette incitici bir azap vardır.

فَكُلُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّهُ حَلالاً طَيِّبًا وَاشْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ إِن كُنتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

Nahl Suresi ayet 114

Evet, Allah’ın nimetlerinden helal olarak faydalanınız. Yani gayri meşru yollardan rızkından yemeyiniz. Şayet Allah’a tapmış iseniz. Bilakis mesuliyet ağırdır.

ادْعُ إِلِى سَبِيلِ رَبِّكَ بِالْحِكْمَةِ وَالْمَوْعِظَةِ الْحَسَنَةِ وَجَادِلْهُم بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِ وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

Nahl Suresi ayet 125

Ey Nebiyim Muhammed (s.a.s)!

Halkı Allah’a ve hidayet yoluna mevizei hasena ile davet eyle. Eğer birisi mücadele ederse, sen iyi kelimelerle karşılık ver. Muhakkak bilesin ki Cenab-ı Allah’u Teâlâ hidayeti kabul eden ile delalet yolunda bulunanları daha iyi bilirdir.


وَاصْبِرْ وَمَا صَبْرُكَ إِلاَّ بِاللّهِ وَلاَ تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَلاَ تَكُ فِي ضَيْقٍ مِّمَّا يَمْكُرُونَ

Nahl Suresi ayet 127

إِنَّ اللّهَ مَعَ الَّذِينَ اتَّقَواْ وَّالَّذِينَ هُم مُّحْسِنُونَ

Nahl Suresi ayet 128

         Ey Nebiyim Muhammed (s.a.s)!

Sabır eyle! Senin sabrın ancak Allah’ın vahyiyle olur. Müşriklerin hilelerini görünce, kalbin daralmasın ve mahzun da olma. Muhakkak bilesin ki Cenab-ı Allah’u Teâlâ, guruhi müttakinlerle beraberdir. Ve iyilik ve ihsan edicilerle beraberdir. Sakın takvadan iyiliklerden kendini uzak tutma Cenab-ı Allah’ın muhalifül va’d (vaadine muhalif) olmadığını iyi bilirsin. Şüpheye mahal yoktur.


Bediûzzaman Said Nursi Talebelerinden Fakih Şükrü zâde
Muhammed Nuri ÇELİK


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Güneş Sistemi

Güneş Sistemi
Üstteki resimle bu resim arasındaki benzerliği farketmişsinizdir Güneş Sistemi de diğer sistemlerle birlikte bir merkez etrafında dönmektedir. Ancak biz henüz bunu keşfedemediğimizden bu sözün bilimsel bir dayanağı yoktur.

Cevşen